okumalı...okumalı...okumalı...yazmalı.

Kamyon

Efe anaokulunda, her sabah işe giderken çocukları okula bırakıyoruz. Yine bir gün arabadayız. Önümüzde bir kamyon..Kamyonun kasasında bir küçük bir çocuk..Efe çocuğa imrenmiş...“Keşke bizim de kamyonumuz olsa ben de böyle okula gitsem” diyor. 

Babası bu şekilde seyahat etmenin tehlikelerinden bahsediyor ve “Kamyon ani bir fren yaparsa çocuk kamyondan düşer ve arkadan gelen aracın altında kalabilir” diyor. Az sonra azıcık sert bir fren yapmak zorunda kalıyoruz, arabanın içinde hepimiz önce öne sonra arkaya doğru bir gidip bir geliyoruz. 

Efe mutlu mutlu bağırarak, “ Baba, baba çocuk ölmeyecek! Araba fren yapınca çocuk kamyonun içine düşecek!” diyor. 

 

Can’la Canlı Sohbetler


 

Ben - Efe okumak için okuldan kitap getirdin mi?

Efe -  Aaa okulda unuttum anne.

Ben - Evden okuyacak bir kitap seç, öğretmenine onu götürür, anlatırsın  o zaman.

Can- Efe 'Saftirik'lerden birini seçebilirsin, sayfaları çok ama resimleri var; o yüzden sayfaları çok gibi geliyor. Gerçi biraz yazım hataları var ama önemli değil nasıl olsa sen farketmeyeceksin.

 

……

 

Can- Benim saatim kötü Efeninkinin ışığı daha canlı. Ona daha iyisini vermişsiniz.

Efe- Can sen düğmesine çok bastın, pilini bitirdin. Ben pili bitmesin diye fazla kullanmıyorum.

Can- Efe bana abi de.

 

……

 

Bir ayağı sehpanın bir ayağı koltuğun tepesindeki Can’a soruyorum “Can oğlum! Ne yapıyorsun? 

Can- Hiiiiç! Sen?